5 Ocak 2011 Çarşamba

4 Ocak 2011 Salı

Doksan Altı Kere Söyledim

Gece

"Yahu küçücük bunlar!" diyorum. "Tamam ağabey daha büyüklerinden verelim." diyor. Bir de diyor ki "Ayran yok".
"Nasıl olur, koş git ayran getir!" diyorum. Terler içinde uyanıyorum. Doğruluyorum yatağın üzerinde. Terliklerime ayaklarımı sokmak için bir iki hamle yapayım derken düşmüşüm. Gerisini hatırlamıyorum.

30 Aralık 2010 Perşembe

Başlıksız

Çok yağmıştı belliydi. Fakat sonradan kararsız bir çamur deryasına dönmüştü o yokuş.

İvan Alekseyeviç yine çamura bastı. Bu kadarı fazlaydı. Artık hızlı hızlı yürümekten vazgeçti. Tabii olarak kimse bunu bilemedi. Kendisi de unuttu sonra. Yine çamura bastı. Ah İvan Alekseyeviç!